Türkiye'deki hava kirliliği insan sağlığına zarar verecek boyutta

Türkiye’deki hava kirliliği insan sağlığına zarar verecek boyutta

Çevre, İklim ve Sağlık için İş Birliği Projesi (ÇİSİP) ile Temiz Hava Hakkı Platformu çatısı altında bir araya gelen STK’lar ve kurumlar, Türkiye’de hava kirliliği kaynaklı ölümlerin arttığına dikkat çekti.

Uzmanlar, Türkiye’nin, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) geçen yıl revize ederek aşağı çektiği sınır değerlerini benimsemesi ve önlem alması çağrısını yineledi.

ÇİSİP’ten yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’nin mevcut hava kalitesinin DSÖ’nün halk sağlığını korumak için belirlediği güncel sınır değerlerini karşılamadığına vurgu yapıldı.

Açıklamada, Türkiye’nin hiçbir yerindeki hava kalitesinin sağlıklı düzeylerde olmadığı ve hava kirliliğinin insan sağlığına zarar verecek boyutta olduğunun altı çizildi.

EN ÖNEMLİ ÜÇÜNCÜ ÖLÜM NEDENİ

Türkiye’nin, dünyada hava kirliliğinin en yoğun yaşandığı ülkelerden biri olduğuna vurgu yapılan açıklamada, şu bilgiler dikkat çekti:

● Hava kirliliği, Türkiye ve dünyada en fazla ölüme neden olan çevre kirliliği olarak öne çıkarken; bulaşıcı olmayan hastalıklar arasında yüksek tansiyon ve sigara kullanımından sonra üçüncü sıradaki ölüm nedeni.

● Türkiye’de 2017-2019 aralığında hava kirliliği nedeniyle trafik kazalarının neredeyse 6-7 katı kadar ölüm yaşandı.

● Avrupa Komisyonu 2022’nin ikinci yarısında hava kirliliği sınır değerlerini revize etmeye hazırlanırken, Türkiye’nin 2029 için belirlediği ince partikül madde (PM2.5) kirliliği limiti, DSÖ sınır değerlerinin 5 katı.

● Sağlık uzmanları, hava kirliliğinden kaynaklanan milyonlarca can kaybının önlenmesi için Türkiye’nin de DSÖ’nün yeni sınır değerlerine uymasını talep ediyor.

ÇİSİP, “Türkiye’nin de DSÖ kılavuz değerlerine uyması durumunda hava kalitesi artacak, hava kirliliğinin insan sağlığına olumsuz etkileri de önemli ölçüde bertaraf edilecek” açıklamasında bulundu.

‘HER YIL 8 MİLYON ERKEN ÖLÜME YOL AÇIYOR’

Öte yandan, hava kirliliğinin her yıl 8 milyon erken ölüme yol açtığı tahmin ediliyor.

Bu ölümlerin 4.2 milyonu sanayi, trafik ve ısınma gibi kaynaklı dış ortam hava kirliliği, 3.8 milyonu ise evlerde ısınma ve yemek amaçlı kullanılan yakıtlardan kaynaklanan iç ortam hava kirliliği nedeniyle gerçekleşiyor.

Yüksek tansiyon, tütün kullanımı ve bulaşıcı hastalıklardan sonra üçüncü önde gelen ölüm nedeni de hava kirliliği.

2019’da DSÖ tarafından hazırlanan Küresel Hastalık Yükü araştırmasına göre, dünya genelinde kadınlarda 2.92 milyon ölümün (tüm kadın ölümlerinin yüzde 11,3’ü), erkeklerde 3.75 milyon ölümün (tüm erkek ölümlerinin yüzde 12,2’si) hava kirliliğine bağlı gerçekleştiği hesaplandı.

‘TRAFİK KAZALARININ 6-7 KATI KADAR’

Türkiye’de ise, ÇİSİP’de yer alan uzmanların da destek verdiği Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından 2020’de yayınlanan ve DSÖ 2005 değerlerini baz alan araştırmaya göre 2017-2019 aralığında hava kirliliği nedeniyle trafik kazalarının neredeyse 6-7 katı kadar ölüm yaşandı.

Aynı araştırmaya göre, hava kirliliği DSÖ kılavuz değerine indirilseydi; 2019’da tüm ölümlerin yüzde 7,9’u (31.476 ölüm) ve 2018 yılındaki tüm ölümlerin yüzde 12,13’ü (45 bin 398 ölüm) önlenebilirdi.

‘BEBEK ÖLÜMLERİ ENGELLENEBİLİRDİ’

Çocuk Nörolojisi Uzmanı, Doç. Dr. Semih Ayta, hava kirliliğinden etkilenmeyen organ ve sistemin neredeyse olmadığına dikkat çekerek, “Özellikle kalp damar ve solunum sistemleri daha çok etkileniyor. Maruziyet düzeyi ve süresi ile kalp damar hastalık riski artsa da yapılan çalışmalarla güvenli bir eşik değer olmadığı sonucuna varılmıştır” dedi.

“Anne karnında metil civa, kurşun gibi ağır metallere maruz kalmanın çocukta IQ düzeylerini etkileyebildiği kabul edilmektedir” diyen Ayta, “Çocuk hastalarla yapılan çalışmalar, gene özgü DNA metilasyonunun hava kirliliği ile astım atakları arasındaki olası aracı rolünü ortaya koymuştur” diye konuştu.

Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan ise, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye’de 2018’de 19 milyon çocuğun (0-14 yaş, nüfusun yüzde 23’ü) ortalama 49 μg/m3 PM10’a maruz kaldığını tahmin ediyoruz. Aynı yıl için DSÖ araçlarıyla yaptığımız bir çalışmada maruz kalınan PM10 kirliliği eski DSÖ sınırlarına düşürülseydi, 2018’de gerçekleşen 8.959 hastane başvurusunun, yüzde 17,8 akut ölümün ve yüzde 11,9 bebek ölümünün önlenebileceği saptadık.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.