Sedef Kabaş'tan cezaevi çıkışı ilk açıklama

Sedef Kabaş’tan cezaevi çıkışı ilk açıklama

Tutuklu bulunduğu 49 günün ardından tahliye olan gazeteci Sedef Kabaş, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden çıkar çıkmaz açıklamalarda bulundu.

Kendisine verilen destek için teşekkür eden Kabaş şunları söyledi:

* Ben bu desteği çok önemsiyorum çünkü gün dayanışma günü arkadaşlar. Dolayısıyla bu süreçte beni yalnız bırakmayan, amasız fakatsız destek olan, arkamda duran, bana sahip çıkan ve onca baskıya ve sindirmeye rağmen müthiş bir dayanışma sergileyen, biz buradayız diyen herkese hem şahsım hem ülkem adına çok teşekkür ediyorum. Çünkü sizlerin varlığı bana bir kez daha gösterdi ki, siz bu toplumun sarsılmaz vicdanısınız.

“KADINLAR BANA SAHİP ÇIKTI”

* Bu toplumun asla söndüremedikleri ümit ışığısınız. Aynı zamanda inanıyorum ki hiçbir şartta bileklerini bükemeyecekleri dayanışma gücünü temsil ediyorsunuz. O yüzden size ve milyonlara çok teşekkür ediyorum. O desteği ben öğrenebildiğim kadarıyla hissettirdiniz bana. Mesajlarınızla, mektuplarınızla…

* Ama inanın benzer bir desteği bana bu kapının arkasında Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde yatan, artık kız kardeşlerim dediğim kadınlar da bana hissettirdi.

* İnanın en sağ tandanslıdan, en sol tandanslıya kadar kadınlar inanılmaz derecede bana sahip çıktı. Biz haklıyız. O yüzden şu mesajı vermek istiyorum: haklıysanız korkmayacaksınız. Haksızlık varsa da susmayacaksınız.

“İKTİDAR VAR GÜCÜYLE BİR KADIN GAZETECİNİN ÜZERİNE ÇULLANDI”

Bize bir genelge yayınlasınlar. Hangi atasözlerini kullanacağız, hangilerini kullanmayacağız. Ona göre konuşalım, ona göre örnek verelim” diyen Kabaş şöyle devam etti:

* Yani bunun sınırını kim neye göre çiziyor? Dolayısıyla demokrasinin işlediği, yargının bağımsız olduğu hukuk devletlerinde bu örnekler yaşanmaz. İnsanlara bunlar yaşatılmaz.

* Ama ne oldu? Mevcut iktidar devletin bütün imkanlarını kullanarak var gücüyle bir kadın gazetecinin adeta üzerine çullandı.

* Önce bu yayın Tele 1’de oldu. O yayın sırasında da, sonrasında da bir tek kişi, ne Uğur Dündar, ki 50 yıllık gazeteci, ne oradaki konuklar, daha önemlisi o yayını izleyen, hiçbir izleyici, takipçi hakaret olduğu yönünde bir şikayette, eleştiride bulunmadı.

* Olaydan 6 gün sonra hatırlayacağınız gibi Sezen Aksu’ya yönelik karalama kampanyasının sürdüğü sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan namaz sonrası mikrofonu aldı ve tarihe geçmiş o sözleri söyledi.

* ‘Hz. Adem efendimize laf söyletmeyiz, gerekirse laf söyleyenlerin dilini de koparmasını biliriz’ şeklinde bir açıklama yaptı. Aynı günün akşam saatlerinde Takvim’de beni aleni hedef alan ve hakaretse hakaretin alasını yapan, savcıları göreve davet eden bir manşet atıldı. ‘Hoşt…Sedef Kabaş Cumhurbaşkanına hakaret etti’ diye. Bir anlamda ilk kurşun atılmıştı.

* Ardından troller aleyhimde binlerce hakaret, hedef göstermeyi, linç kampanyalarını örgütlediler. O gün sabaha karşı 6 polisle gözaltına alındım.

* Programdan bir hafta sonra tweet attım, onu da hakaret diye mahkemeye verdiler. Bu anonim bir söz. Benim uydurduğum bir söz değil, bir atasözü. Sadece atasözünü paylaştığım tweetten bile hapis yatmamı talep etti şikayetçi olanlar.”

“YARIN ÖBÜR GÜN BİRİ KAÇACAKSA O SEDEF KABAŞ OLMAYACAK”

* Polis dahi ifademi almamışken, ki polis arkadaşlar tanıyorlar beni. O kadar çok ifadeye giden ve bir kez bile gitmezlik yapmamış bir kadın olarak, polisler bile birkaç saate bitmesi lazım dediler.

* Dönemin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, ‘Yargı hak ettiği cezayı verecektir’ dedi. Bu açıklamasıyla tarihe geçecek Abdülhamit Gül’ün açıklaması ve AKP’nin bakanları beni koro halinde suçlu ilan ettiler. Bunu milyonlara yaptılar.

* Bugünün Türkiye’sinde AKP bu kişiyi önce işaret ediyor, bu suçlu diye. Medya yayıyor suçlu diye. Sonra tutuklanıyorsun, ondan sonra diyorlar ki ‘delil karartma ve kaçma şüphesi’. Kim kaçacakmış?

* Bunu yazın lütfen, yarın öbür gün biri kaçacaksa o Sedef Kabaş olmayacak. Ben bugüne kadar yüzlerce kez, suç duyurularından dolayı defalarca kez polise gittim ifade verdim.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.