Emtia piyasasında yılın ilk çeyreği zorlu geçti

Yılın ilk çeyreği, emtia piyasası için sert dalgalanmaların yaşandığı bir dönem oldu. Küresel ekonomik aktiviteye ilişkin endişeler, Ocak-Mart 2023’te emtia piyasasını etkiledi.

Çin’in Kovid-19 tedbirlerini kaldırmasının ardından kontrolsüz şekilde artan vaka sayıları emtia piyasasında risk algısını yükseltirken, Fed yetkililerinin sözle yönlendirmeleri ve resesyon endişeleri de yılın ilk çeyreğinde emtia piyasası üzerinde baskı kuran önemli unsurlar arasında yer aldı.

Merkez bankalarının “şahin” söylemleriyle emtia piyasasında aşağı yönlü bir seyir görüldü. Dünyanın önde gelen merkez bankalarının, “şahin” politikalarını beklenenden daha uzun süre uygulayabileceği endişelerinin etkileri yılın ilk çeyreğinde hissedildi.

Çin ekonomisine ilişkin belirsizlikler de emtia piyasasında öne çıkan unsurlar arasında yer aldı.

Fed Başkanı Jerome Powell, geçen ay ABD Senatosu’nun Bankacılık, Konut ve Kentsel İşler Komitesi’nde yaptığı konuşmada, son ekonomik verilerin beklenenden daha güçlü geldiğini, bunun da faiz oranlarının nihai seviyesinin tahmin edilenden daha yüksek olabileceğini gösterdiğini söylemişti.

Fiyat istikrarını yeniden sağlamanın, muhtemelen bir süre daha kısıtlayıcı bir para politikası duruşu gerektireceğini vurgulayan Powell, verilerin toplamının daha hızlı sıkılaşmanın gerekli olduğunu göstermesi halinde faiz artışlarının hızını artırmaya hazır olduklarını kaydetmişti.

Küresel çapta bankacılık sektörüne ilişkin sıkıntılar ve para politikalarına yönelik belirsizlikler de ürün bazlı ayrışmalara yol açtı.

ABD’de Silikon Vadisi Bankası (SVB) ve Signature Bank’ın iflası, Avrupa’da İsviçre merkezli Credit Suisse bankasının en büyük ortağı Suudi Ulusal Bankası’nın sermaye artırımı yapmayacağını duyurması da piyasalardaki belirsizlikleri tetiklemişti. İsviçre’nin en büyük bankası UBS, rakibi Credit Suisse’i devlet yardımıyla “acil” satın almıştı.

Değerli metallerde altın öne çıktı

Yılın ilk çeyreğinde dalgalı bir seyir izleyen değerli metallerde altın öne çıktı. İlk çeyrekte altın yüzde 8 ve gümüş yüzde 0,7 değer kazanırken, platin yüzde 7,2 ve paladyum yüzde 18,7 değer kaybetti.

Küresel ekonominin 2023’te yavaşlayacağına dair açıklamalar “güvenli liman” olan altına talebi artırdı. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, ocak ayında küresel ekonominin zorlu bir yıl ile karşı karşıya olduğu konusunda uyarıda bulunurken, ABD, AB ve Çin’in aynı anda yavaşlaması nedeniyle dünya ekonomisinin üçte birinin resesyona girmesinin beklendiğini kaydetmişti.

Küresel çapta resesyon riski ve para politikalarının seyrine ilişkin endişeler ve belirsizlikler de altın fiyatlarını destekledi. Fed’in faiz artırımlarını yavaşlatacağı beklentileri de altının yükselmesinde önemli bir faktör olarak öne çıktı.

Çin Merkez Bankası’nın altın rezervlerini artırmaya devam ettiğine yönelik haberler de altın fiyatlarını olumlu etkiledi. SVB ve Signature Bank’ın iflasının ardından da yatırımcılar, altın ve gümüş gibi güvenli limanlara yöneldi.

Analistler, küresel piyasalarda artan risk algısının altın ve gümüşe olan talebi artırdığını söyledi.

Resesyon endişelerinden en çok etkilenen emtia araçları arasında yer alan paladyum, 1.353,42 dolarla Haziran 2019’dan itibaren en düşük seviyeyi gördü.

Baz metallerde de sert hareketler öne çıktı

Yılın ilk çeyreğinde baz metallerde de sert hareketlerin hakim olduğu dalga boyu yüksek bir seyir öne çıktı.

Bu dönemde tezgah üstü piyasada bakır yüzde 6,8 ve alüminyum yüzde 1,3 değer kazanırken, kurşun yüzde 8,9, nikel yüzde 23,3 ve çinko yüzde 2,7 değer kaybetti.

Çin’in katı Kovid-19 sınırlamalarını gevşetmesiyle konut sektörüne ilişkin teşvikleri özellikle bakıra olan talebi artırdı. Bakırda arza yönelik endişeler de öne çıktı.

Merkezi Kanada’da bulunan doğal kaynaklar şirketi Teck Resources’un bakır üretimi, geçen yılın 4. çeyreğinde düşüş kaydetti. Kanadalı First Quantum’un, Panama’da işlettiği bakır madeni konusunda Panama hükümetiyle yaşadığı sorunlar da arz endişelerini tetiklemişti. First Quantum, “Panama hükümeti tarafından ülkedeki bir limana metali yüklemesi engellendikten sonra Cobre Panama madenindeki bakır işlemeyi durdurmak zorunda kaldığını” açıklamıştı. Bu olay, şirket ve Panama hükümeti arasında geçen yılın sonlarında bir vergi anlaşmasına varmak için yapılan görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra oldu. Cobre Panama madenindeki üretim, dünyadaki bakır üretiminin yüzde 1,5’ini oluşturuyor.

Singapur merkezli Trafigura şirketi, Çin’in talebindeki toparlanmanın zaten düşük olan bakır stoklarını tüketme riski taşıdığından bakır fiyatlarının bu yıl rekor seviyeye çıkabileceği öngörüsünde bulunurken, Goldman Sachs analistleri, Çin’in şubat ayında gösterdiği yüksek talebi yinelemesi durumunda dünyanın bu yılın üçüncü çeyreğinde ciddi bir bakır krizine girebileceğini açıklamıştı. Goldman Sachs’a göre, Çin’in bakır talebi, geçen ay yıllık bazda yüzde 13 arttı.

Şili’de bakır üretiminin şubatta yıllık bazda yüzde 3,7 azalması da arza yönelik endişelere neden oldu.

Avrupa Kritik Ham Madde Yasası, bakıra olumlu yansıdı, nikelde düşüşe neden oldu

Avrupa Birliği (AB), Avrupa Kritik Ham Madde Yasası’nda bakır ve nikeli stratejik metaller olarak belirledi. AB’nin bu kararı bakıra olumlu yansırken, nikelde ilk çeyrekte düşüşler kaydedildi.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu araştırması, nikel üretiminin 2022’de arttığını ortaya koyarken, Singapur’da bulunan emtia şirketi Trafigura’ya ilişkin çıkan haberler nedeniyle nikel piyasasında sert dalgalanmalar görüldü.

Trafigura’nın hayali nikel ihracatı sebebiyle yarım milyar dolarlık kayıpla karşı karşıya kaldığı belirtilirken, şirket, “sistematik bir dolandırıcılığın” kurbanı olduğunu iddia etmişti. Sahtekarlığı yakın zamanda fark ettiklerini açıklayan emtia devi, Dubai merkezli metal tüccarı Prateek Gupta ile “bağlantılı” olan ve “denetime tabi tutuluyormuş gibi gözüken” bir grup şirkete karşı yasal işlem başlattığını duyurdu. Dava edilen şirketler arasında TMT Metals ve UD Trading Group da bulunuyordu.

Trafigura açıklamasında, aralık ayından bu yana söz konusu şirketlerden satın alınan konteynerlerin küçük bir kısmının denetlendiği ve konteynerlerin nikel içermediği belirtildi. Şirket, gönderilerin çoğunun transit halinde olduğunu ve “daha fazla inceleme yapılması için beklendiğini de” duyurmuştu.

Uluslararası Nikel Çalışma Grubu, küresel nikel pazarında arz fazlası olduğunu ortaya koydu. Veriler, küresel çinko pazarındaki açığın 2022’de arttığını, toplam rafine üretimin oranının da gerilediğini gösterdi.

Enerji fiyatlarının düşmesi alüminyuma olumlu yansıdı

Enerji fiyatlarındaki değer kaybı da ilk çeyrekte alüminyuma olan talebi artırdı.

Analistler, “Fransa merkezli alüminyum izabe tesisi Aluminium Dunkerque’nin enerji fiyatlarının düşmesiyle üretimini tam kapasiteye çıkardığına” dair haberlerin, alüminyumdaki ekonomik aktiviteye ilişkin olumlu bir gelişme olarak algılandığını söyledi.

Enerji emtialarında sert satışlar görüldü

Yılın ilk çeyreğinde enerji emtiaları sert düştü.

Söz konusu dönemde Brent petrol yüzde 5,3 ve New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gaz yüzde 50,5 azalış kaydetti.

Dünya ekonomilerindeki resesyon beklentisi, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin’de ekonomik ve talebe yönelik toparlanmaya ilişkin karışık sinyaller belirsizliğe yol açarken, ABD’de petrol stoklarının artması Brent petrol üzerinde baskı oluşturdu.

Brent petrol fiyatlarındaki düşüşte, ABD’nin stratejik petrol rezervinden piyasaya petrol satışı yapacağına ilişkin haber akışı etkili oldu.

Doğal gaz yılın ilk çeyreğinde, Mayıs 2021’den itibaren ilk defa 2 doların altını gördü.

Doğal gaz fiyatlarındaki düşüşte, doğal gaz tüketimini nispeten düşük tutan hava şartları, bu nedenle birçok ülkede gaz depolarının yeniden doldurulması ve daha fazla sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatı etkili oldu. Özellikle maliyet nedeniyle daha az üretim yapan sanayide doğal gazda tasarruf sağlanması fiyatların düşüşünü etkilerken, enerji krizinin şimdilik geri planda kalması da fiyatlardaki düşüşü tetikledi.

Tarım emtialarında kakao ve şekerin performansı dikkati çekti

Yılın ilk çeyreğinde tarım emtialarında da dalgalı bir seyir görülmesine karşın kakao ve şekerin performansı dikkati çekti.

İlk çeyrekte Intercontinental Exchange’de (ICE) 0,22 dolarla Kasım 2016’dan bu yana en yüksek seviyeyi gören şeker yüzde 9,6, 2.963 dolarla Ağustos 2016’dan bu yana en yüksek seviyeyi gören kakao yüzde 12,8 ve kahve yüzde 1,9 artarken, pamuk yüzde 0,7 düşüş kaydetti.

Analistler, Hindistan’da şeker üretiminin azalacağına yönelik öngörülerin fiyatlarda yükselişe neden olduğunu belirterek, ülkede şeker rekoltesinin azalmasıyla küresel arz sorunlarının tetiklenebileceğinden endişe edildiğini söyledi.

Hindistan’ın dünyanın en büyük şeker üreticisi, Brezilya’nın ise dünyanın en büyük şeker ihracatçısı olduğunu hatırlatan analistler, bu nedenle bu iki ülkedeki gelişmelerin fiyatlar üzerinde etkili olduğunu vurguladı. Fransa’da şeker pancarı üretiminin son 14 yılın en düşük seviyesine gerilemesine dair beklentiler de şekere yönelik arz endişelerini tetikledi.

Analistler, El Nino hava olayının bu yılın ikinci yarısında yüzde 61 gerçekleşme ihtimali olduğunu belirterek, El Nino’nun, Brezilya’ya şiddetli yağmurlar ve Hindistan’a kuraklık getirerek şeker üretimini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Tayland’da şeker üretiminin düşmesi de şeker fiyatlarını yukarı yönlü etkiledi.

Kakao fiyatları, bazı Batı Afrika kakao mahsullerinin kalitesiyle ilgili endişelerden destek gördü. Ukrayna’daki savaş, Rusya’nın dünya çapındaki potas ve diğer gübre ihracatını sınırladığından kakao çiftçileri için gübre ve böcek ilacı eksikliği büyük bir problem haline geldi. Fildişi Sahili’ndeki bazı kakao ihracatçılarının, kakao çekirdekleri kıtlığı nedeniyle sözleşmelerinde temerrüde düşmek üzere olduklarına dair haberler üzerine de kakao fiyatları yükseldi.

Brezilya’daki hava koşulları kahve fiyatlarını etkiledi. Ülkede, kahve yetişen alanlarda toprak nem oranının 7 yılın zirvesine çıktığına dair haberlerle kahveye ilişkin üretim endişeleri arttı ve kahve fiyatlarında yükseliş kaydedildi. Analistler, Brezilya’da seçim sonrası kahve tedarik zincirine yönelik artan endişelerin de yükseldiğini söyledi. Bu arada, enerji, işçilik, ambalaj ve paketleme maliyetleri de kahve fiyatlarının yükselmesini tetikledi.

Küresel resesyon endişeleriyle beraber talep endişelerinde yaşanan artış sonucu pamuk fiyatları geriledi. ABD’de pamuk ihracatının gerilemesi de pamuğun değer kaybetmesine neden oldu.

Tahıl Koridoru Anlaşması’nın yenilenmesiyle buğday fiyatları düştü

Yılın ilk çeyreğinde Chicago Ticaret Borsası’nda işlem gören buğday yüzde 12,6, mısır yüzde 2,7, soya fasulyesi yüzde 1,2 ve pirinç yüzde 6,5 değer kaybetti.

Buğday, 6,54 dolarla Temmuz 2021’den bu yana en düşük seviyeyi gördü. Dünya buğday üretim tahminlerindeki artış, buğday fiyatlarını aşağı yönlü etkilerken, Tahıl Koridoru Anlaşması’nın yenilenmesi de buğday fiyatlarının düşmesinde önemli bir faktör olarak ortaya çıktı.

Yılın ilk çeyreğinde petrol fiyatlarındaki gerileme de mısır fiyatlarını baskıladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir